05 Eylül 2010 Pazar - 08:57:22
Yöresel Kelimeler

Sivas Yöresel Kelimeler

Abrası olmak : Bir sıkıntının  üstüne sıkıntı gelmek 
Ağartı : Süt, yoğurt gibi yiyecekler 
Ağlenmek : Araba için: durmak, eğlenmek 
Aleşmek : Bir yerde oturmak, yerleşmek, durmak 
Ahıldane : Herkese akıl veren, bilgiçlik satan 
Ahraz : Dilsiz 
Aktarmak : Sacın üzerinde yufkayı döndermek, pişirmek 
Alayı : Hepsi, tümü 
Al karısı : Lohusalara geldiğine inanılan efsanevi yaratık 
Anışdırmak : Anlaşılması için dolaylı yoldan hatırlatmak 
Arık : Zayıf 
Arlanmak : Utanmak 
Atlı : Edepsiz 
Avgun : Su taksimatının yapıldığı oyuk taş 
Avkalamak : Elleri ile sarsmak 
Avuz : Memeli hayvanın doğum sonrası ilk sütü 
Ayıtlamak : Ayıklamak 
Aynı gelmek : Mektubun cevabı gelmek 
Ayrıksı : Uyumsuz 
Azınsımak : Az bulmak, yeterli bulmamak 
Babalanmak : Zıkkımlanmak anlamında yemek 
Bacılık : Ahret kardeşliği 
Bad : İnce bulgurla yapılan etli dolma içi 
Bağdaş kurmak : Bacaklarını dizden bükerek altına alıp oturmak 
Batal : İri, büyük 
Bayah, bayahtan : Az önce, demin 
Bekitmek : Sağlamlaştırmak, tutturmak 
Beslek : Hizmetçi, besleme 
Bezirgân pilavı : İçine soğan, yağ, kıyma konularak yapılan bulgur pilavı 
Bezmek : Usanmak 
Belemek : Çocuğu kundaklamak 
Bıldır : Geçen yıl 
Bibi : Hala 
Bir cimcik : Bir fiske tuz için kullanılır. Çok ufak tefek insana da denir. 
Bir goşam : İki avuç dolusu 
Bişgel : Çabuk pişen yiyecek veya iyi pişmiş yemek 
Bişirim : Pişirim. Pişirmelik kadar olan, bir pişirim gibi 
Bun : Bunalma hali, sıkıntı 
Burunlamak : Kıymet vermemek 
Büngüldemek : Kaynamak 
Cambaz : Hayvan alıp satan kimse 
Camuz : Manda 
Can leğeni : İçinde ölü yemeği yapılan büyük leğen 
Cazı : Suratsız, geçimsiz ve kötülük yapan kadın 
Ceht : Bir şeyi yapmaya kararlı olma 
Cingan : çingene 
Ciyiş : Yakın akraba veya komşu yaşlı kadın 
Cıbır : Yoksul, parasız 
Culuk : Hindi 
Cücük : Civciv 
Çalınmak : Bir şeyi etrafta acele ile aramak 
Çeç : Savrulan samandan ayrılmış buğday yığını 
Çecik : Tülbenti başın etrafına sararak bağlama tarzı 
Çemkürmek :Azarlamak, saygısız konuşmak. Küçük köpeğin havlaması 
Çemrenmek : Paçaları sıvamak 
Çepük : Alkış 
Çelpeşük : Çalpak iş, karışık, dolaşık 
Çevrüntü : Elekte ortada toplanan ot tohumu, saman ve toprak 
Çığırmak : Çağırmak, türkü söylemek 
Çığrık : Çıkrık, eskiden yün eğirmek için kullanılan araç. 
Çıngı : Kıvılcım 
Çıtlatmak : Bir şeyi üstü kapalı anlatmaya çalışmak. 
Çimmek : Yıkanmak 
Çir : Ekşi kaysı kurusu 
Çor : Hastalık, dert 
Çöçelenmek : Konuşamamak, bir iş yapamamak 
Çöğlenmek : Bir tarafı eğilip devrilmek 
Çördük : Küçük yabani armut 
Çullu : Varlıklı 
Çulsuz : Fakir, berduş 
Dadanmak : Alışmak 
Dalamuk : İnce yapılı, narin 
Darazımak : Elbisenin dikiş yerinden eskiyerek incelmesi ve açılması 
Darıkmak : Darda kalmak 
Dartılmak : Kibirlenmek. Dartıla dartıla iş görmek: Yavaş ve salınarak iş görmek  
Dayak : Destek 
Deli depek : Dengesiz insan 
Dene : Dane, buğday 
Depme : Yünden dokunmuş büyük un çuvalı 
Devlik görmek : Kış hazırlığı yapmak 
Devrisi gün : Ertesi gün 
Dındıklamak : Fazla incelemek 
Dilmek : İnce doğramak 
Dinelmek : Ayakta durmak 
Dingildemek : Oynamak 
Dirliksiz : Geçimsiz 
Dolak : Başa veya dize dolanan uzun yün örgüsü.  
Donak : Giyim, kuşam, süs 
Donanmak : Giyinmek 
Döşürmek : Toplamak 
Döşürüksüz : Tertipsiz, iş bilmeyen kadın 
Dulda : Güneş ve rüzgâr etkisinden korunan yer 
Duluk : Yanak 
Düğülcek : Bulgurun en ince kısmı. Çorbası yapılır 
Düremeç : Ekmek arasına peynirvb. Konularak hazırlanan yiyecek 
Düve : Bir yaşındaki inek 
Düven : Döğen. Biçilmiş ekinleri sürmek için kullanılan altına çakmak taşları konulmuş ve öküzler tarafından çekilen tahta.  
Düzayak : Merdiveni olmayan, bir katlı ev. 
Eccük : Azıcık 
Eğin : Sırt 
Eke toka : Bilmiş, büyümüş 
Ekis nükte yapmak : Alaycı ve kırıcı konuşmak 
Eksük görmek : Evin ihtiyacını veya evlenecek kızın ihtiyacını almak 
Ekti oğlak : Anası ölen yavru başka bir hayvana alıştırılırsa bu yavruya denir. 
Elçim : Yün tararken, bir taramalık için ele alınan yün. 
Elleşmek : İlişmek 
Em : Merhem, ilaç 
Eme : Babanın kız kardeşi 
Emiceklik vermek : Umut vermek, güvendirmek 
Evme : Acele etmek 
Erinmek : Üşenmek 
Farfara : Çok konuşan, ağzı kalabalık 
Fing atmak : Ordan oraya durmadan gitmek 
Firik : Sapıyla yakılan Buğday başağının pişen daneleri 
Farımak : Yaşlanmak, kocamak 
Fetil : Taze yemek için yapılan kalın yufka ekmeği 
Gabala : Toptan 
Gadinge : Yenge. Amca, dayı veya yakınların eşleri 
Gamga : Odun parçası. 
Garametli : Talihsiz, kadersiz 
Geçmiş : ihtiyarlamış, kocamış. Helva için: fazla kavrulmuş 
Gelberi : Tandırdan kül çekmeye yarayan demirden alet 
Gejgere : İki kollu küçük sedye 
Gevşemek : Geviş getirmek 
Gicişmek : Kaşınmak 
Gıdik : Keçi yavrusu 
Gılik : Ortası delik ekmek 
Görümcağız : Küçük görümce 
Gursaklı : Kursaklı, izzet-i nefisli, gururlu 
Gübür : Çöp, pislik 
Gümen : Şüphe, bilinmeyen 
Gümenli : Hamile 
Güvermek : Otlar için: yeşermek. Bir yere çarpma sonucu vücudun morarması 
Güvertme : Ufak çocuklarda çıkan küçük çıban 
Harar : Yünden dokunmuş çuval 
Hasput : Kağnı tekeri 
Hasuda : Aside. Un, yağ, şeker ve su ile yapılan hafif bir tatlı 
Havflenmek : Korkmak 
Hayvah : Eyvah 
Hedik : Haşlanmış buğday. Diş hediği: Diş buğdayı 
Helki : Su kovası 
Herslenmek : Hırslanmak, kızmak 
Hırtlak : Gırtlak 
Hızan : Yoksul 
Horam : Bir elin kavrayacağı ot 
Hozan : Ekin biçildikten sonra tarlada kalan kısmı 
Ihmak : Çökmek 
Ismarıç : Başkası için alınacak şey, sipariş  
İki tek : Az 
İleğen : Leğen 
İndiriş etmemek : Tenezzül etmemek 
İskemi : Sandalye 
İşkillenmek : Şüphelenmek 
İşmar : Göz kırpma, işaret 
İt dirseği : Arpacık 
Ivga vermek : Kışkırtmak 
İyeşmek : Sürtüşmek, zıt gitmek 
Kanatlı : Evin iki yana açılan sokak kapısı 
Kanayak : Kadın 
Kanlı : Katil 
Karış : Beddua 
Karmak : Arkasından konuşmak 
Kârınsıma : Kâr sayma 
Katık : Ayran 
Kavramak : El ile ekin yolmak 
Kavum hısım : Akrabalar 
Kavurma herlesi : Unu yağda hafif kavurup, tuz ve su konularak yapılan çorba 
Kaygana : Koyuca yapılan yumurta herlesinin yağda kızartılmasıyla hazırlanan yiyecek 
Keçe delen : Çok kuvvetli ve devamlı yağan yağmur 
Kehle : Bit 
Kelecoş : Peskütan ile yapılan bir çeşit koyuca çorba 
Kelik : Eski ayakkabı 
Kemçük : Dişsiz 
Kenger : Sütünden sakız yapılan ot 
Kesek : Tarlada iri ve sert olan toprak parçası 
Kesmük : Savurma sırasında buğdayla karışık olan saman 
Keşik : Sıra 
Kete : İçine kavrulmuş un konularak yapılan yağlı börek 
Kıyımsız : Cimri 
Kızıllanmak : Kıskanmak 
Kızı olacağı : Üvey kızı 
Kivra : Kirve, sünnet babası 
Kor (Kör) : Çukur, mezar 
Kömbe : Eskiden külde pişirilen yağlı kalın çörek 
Köp : Kağnının, öküzlerin kuyruklarının altına gelen kısmı 
Köremez : Süt yoğurt karışımı bir yiyecek 
Kötülemek : Sağlığı bozulmak, hastalanmak 
Közlemek : Ateşte kızartmak 
Kurcalamak : Karıştırmak 
Kuşhana : Ağzı kapaklı, büyük bakır sahan 
Küflet : Ev halkı, külfet 
Kürük : Eşek yavrusu 
Mahana : Bahane 
Malamat : Etrafa rezil olmak 
Mısmıl : İyi, temiz 
Mundar : Murdar. Pis, temiz olmayan 
Mundar etmek : Bir şeyi ziyan etmek, bozmak 
Müzevir : Fitneci 
Nâlet : Lânet 
Natır : Kadınlar hamamında hizmet eden kadın görevli 
Nekes : Cimri 
Nemârek : Neyime gerek 
Nemrut : Asık suratlı, çehresiz 
Nörüyon : Ne (iş) görüyorsun? Ne yapıyorsun? 
Onmak : İyi gün görmek, mutlu ve zengin olmak. 
Ovmaç : Yufka ekmeğin parçalanmasıyla yapılan yağlı yemek 
Oynaş : Dost 
Öcbelemek : Israr etmek, üstüne düşmek 
Öndüç : Ödünç 
Özelemek : Yoğurdu karıştırarak ezmek 
Partalcı : Palavracı 
Pehli : Eti kızartılarak yapılan patlıcan yemeği 
Pepe : Kekeme 
Peskütan : Yoğurdun az un ile pişirilmesiyle hazırlanan kışlık yiyecek Pıskırık : Aksırık 
Pin : Kümes 
Puhari : Baca 
Rapata : Tandıra hamur yapıştırmaya yarayan tutacak 
Sâbi : Küçük çocuk 
Seğirtmek : Koşmak 
Seyip : Başıboş 
Sınamak : Denemek 
Sınıkçı : Kırık, çıkıkçı 
Sınmak : Kırmak 
Sille : Tokat 
Sitil : Kova 
Soharıç : Soğan, yağ ve kıymanın beraber kavrulmuş şekli 
Sohum : Lokma. ağza sokulan ekmek parçası 
Sokranmak : Söylenmek 
Sorutmak : Ayakta durmak 
Sünmek : Uzamak 
Süyem : Baş parmak ile, işaret parmağı arasındaki uzunluk 
Şeremet : Eline çabuk 
Şire : Şıra. Tatlılara ekilen şerbet 
Şişek : Yaşına değmiş dişi koyun 
Şişmek : Şımarmak 
Taze gelin : Yeni gelin 
Tirit : Yemeğin yağlı suyu 
Tohma : Karın şişiren, rahatsızlık veren yemek 
Tokaç : Yün, halı ve kilim yıkamak için kullanılan, bir ucu yassı tahta Toklu : Yaşına değmiş erkek koyun 
Tökezimek : Bir yere ayağı takılmak 
Tummak : Suya batmak 
Tutam : Bir elle tutulan kadar 
Tutmaç : Kesilmiş hamur, mercimek ve yoğurtla yapılan çorba 
Ucun ucun : Azar azar 
Uğmaç : Ekmek ovularak yapılan yiyecek 
Uğundurma tutturmak : Birini aç bırakmak 
Umma : Lohusaların göğüslerinin şişmesi 
Urum : Anadolu 
Uruplağ : Eski bir tahıl ölçüsü. (Arpa için yaklaşık 13 kg. Buğday için 16 kg  
Üğürlenmek : Kendi kendine söylenerek nazla sallanmak 
Üleş : Leş 
Ürümek : Havlamak 
Variyetli : Zengin, varlığı yerinde olan 
Vergili : Evlenmek üzere sözü verilmiş kız 
Yağarnı : Sırt 
Yahşi : İyi, güzel 
Yal : Köpek yiyeceği 
Yarımağız : isteksiz 
Yarımlağ : Yarım uruplağ 
Yaşmak çalmak : Ağzı örtecek şekilde baş bağlamak 
Yavan : Yağsız, tatsız, tuzsuz 
Yayan : Yürüyerek 
Yeğnik : Hafif 
Yekinmek : Birden kalkmak 
Yemeni : Deriden yapılan hafif ayakkabı 
Yeygü : Hayvan yiyeceği 
Yoğşumak : Hamurun açılacak kıvama gelmesi 
Yumak : Yıkamak 
Yumuş : Emir 
Yük kemeri : Yüklük. Yatak yorgan konan dolap 
Yüz yavuncusu : yüze gülen 
Zelve : Öküzün boyunduruğunun çıkmaması için takılan eğri deynek Zerze : Halkalı kapı demiri 
Zilingir : Uykusunu alamamış 
Zürriyet : Döl, soy

 

ANKET

Dernegimizin Çalışmalarından Memnun Musunuz?
 

Kimler Sitede

Şu anda 2 konuk çevrimiçi

RASTGELE RESİM